Ülkemizdeki en önemli gündem maddelerinden biri olan istihdam sorunu ve genç işsizliği, ne yazık ki emeklilerin tekrar çalışma hayatına dönmesiyle daha da karmaşık bir hal alıyor. Emeklilik, uzun yıllar süren çalışma hayatının ardından dinlenme ve hayatın keyfini çıkarma dönemidir. Ancak günümüzde birçok emekli, emekli maaşının yarı yarıya düşmesi, ekonomik koşullar veya farklı nedenlerle yeniden çalışma ihtiyacı hissediyor. Bu durum, bireysel bir tercih gibi görünse de toplumsal düzeyde ciddi sonuçlar doğuruyor.
Emeklilerin tekrar iş gücüne katılması, özellikle genç nesiller için iş olanaklarını kısıtlama riski taşıyor. Üniversite mezunları, mesleki eğitim almış gençler veya iş hayatına yeni atılmak isteyenler, iş piyasasında zaten sınırlı olan pozisyonlar için emeklilerle rekabet etmek zorunda kalıyor. Bu durum, gençlerin umutsuzluğa kapılmasına, nitelikli iş gücünün değerlendirilememesine ve hatta yurt dışına yönelmesine neden olabiliyor. Gençlere yeni kapılar açmak ve onların potansiyellerini tam anlamıyla kullanabilmelerini sağlamak, ülkemizin geleceği için hayati önem taşıyor.

“İkinci Emeklilik” ve Daha Fazlası: Döngü Kırılmalı
Bazı durumlarda emeklilerin “ikinci emeklilik” için çalışması, hatta bu da yetmeyip üçüncü kez çalışma arayışına girmesi, sistemdeki aksaklıkları gözler önüne seriyor. Bu durum, hem emeklilik sisteminin sürdürülebilirliği açısından soru işaretleri yaratıyor hem de gençlerin iş bulma şansını daha da azaltıyor. Sürdürülebilir bir istihdam politikası için, emeklilik kavramının yeniden tanımlanması ve çalışma hayatının döngüsünün daha adil bir şekilde düzenlenmesi gerekiyor.
Unutulmamalıdır ki, bir ülkenin en değerli sermayesi genç ve dinamik iş gücüdür. Emeklilerin tecrübelerinden faydalanırken, gençlerin önünü açmak ve onların geleceğe umutla bakmalarını sağlamak hepimizin sorumluluğundadır.


Yorum bırakın