İnsanın bir müzik zevki olmalı. Bunu yıllardır söylüyorum. Hatta sadece müzikle de sınırlı değil bu; insanın en sevdiği kitapları, şiirleri, filmleri, dizileri de olmalı. Hatta hayatta bir sözü, bir yön pusulası olmalı. “Motto” diyorlar ya, işte ondan. Ama böyle afili görünsün diye değil, anlamlı olduğu için seçilen, insanın kendisinde kendini bulduğu bir söz. Çünkü herkesin bir şarkısı vardır aslında. Bazen sadece dinlersin, bazen o şarkı seni anlatır, bazen senden bir parçadır. Ama mutlaka vardır. Ve eğer yoksa, insan kendine dair bir şeyleri eksik bırakmış demektir.
Geçmişte tanıştığım insanların çoğu, böyle şeylere pek kafa yormamış gibiydi. “Ben müzik ayırt etmem, ne olsa dinlerim” diyenler… “Film kültürüm yok, diziler uzun soluklu geliyor, kitap okuyorum ama uykum geliyor” diyenler… Zaten şiir hakkında bile düşüncesi olmayanlar… Her konuda bir bahanesi olan, hayatında dahi hiçbir şey yapmayıp üşengeçlikten yakınan, üretmeyen, ama tükettiklerinin bile farkında olmayan insanlar. Onlara göre her şey “boş”. Ama kimse şunu sormuyor: Sen neyle dolusun?
Bence insanın bir de idolü olmalı. Yoluna ışık tutan birileri. Bunu ille de bir ünlü, bir düşünür olarak düşünmeyin. Bazen bir öğretmen, bazen bir sokak sanatçısı, bazen geçmişten bir karakter… Ama bir referans noktası mutlaka olmalı. Çünkü kimse durduk yere “ben buyum” demez, diyemez. Herkes bir yerden şekillenir. Ve eğer senin bir “şeklin” yoksa, başkalarının kalıplarına göre yaşarsın.

Ben mesela her müziği dinlemem. Çünkü benliğime bir saygım var. Her yazılanı da okumam, her izleneni de izleyecek değilim. Zihnimi çöplüğe çevirmek istemem. Seçiciyim. Belirli bir dizi-film tarzım vardır, okuduğum kitaplarda aradığım şey bellidir. Ve en önemlisi, kendimi motive ettiğim bir sözüm var: “Daima ileri.” Bazen sadece bu iki kelime yeterli oluyor ayağa kalkmak için. Çünkü bu sadece bir motto değil, bir yaşam biçimi benim için. Hayatım boyunca kendimi buna inandırarak ilerledim.
İnsanın bu küçük gibi görünen zevkleri, aslında kendini tanımasına vesile oluyor. Kendinle baş başa kalabildiğin bir alan yaratıyor. Sokrates’in de dediği gibi, “Kendini bil.” Çünkü insan, kendini tanımadan, kendine ait şeyleri sahiplenmeden, başkalarının gölgesinde yaşar. Ve Sokrates der ki, bir insan “kendini bil” kavramına uygun yaşamadan, kendini diğer hayvanlardan ayırıp hisleri ve duyguları ile değil de zihniyle hareket eden bir “insan” olmanın da tüm gereksinimlerine ulaşamaz.
Kısacası ne dinlediğin ne izlediğin ne okuduğun ve neye inandığın önemlidir. Zevklerine sahip çık, çünkü onlar senin benliğinin parçalarıdır. Ve zevklerine saygısızlık edenleri ciddiye alma; çünkü ne demişler, “zevkler ve renkler tartışılmaz.”


Yorum bırakın