Ümit Yılbar – Rock Müziğin Sessiz Kahramanı

Türk rock tarihine adını sessiz ama derin bir iz olarak bırakan, gitarın tınısında hem isyanı hem duyguyu aynı anda hissettiren bir isimdir Ümit Yılbar. Onun hikâyesi, sadece bir müzisyenin öyküsü değildir; yarım kalmış bir rüyanın ve savaşın ortasında susturulan bir melodinin hikâyesidir.

Çocukluk ve Müzikle Tanışma

1966 yılında dünyaya gelen Ümit Yılbar, çocuk yaşlarda müziğe ilgi duymaya başladı. O yıllarda Türkiye’de rock müzik yeni yeni filizleniyordu. Ancak o, dünyanın dört bir yanında yankılanan gitar seslerini, blues ve rock’ın ruhunu hissediyor, kendi ülkesinde bu sesi duyurmanın hayalini kuruyordu. Elinde gitarıyla saatlerce prova yapan, müziğe tutkuyla bağlı bir gençti o. Müzik onun için hobi olmaktan öte bir varoluş biçimiydi. Arkadaşları arasında “gitarı konuşturan adam” olarak anılırdı.

Müzik Hayatı ve Tarzı

1970’lerin ortalarına gelindiğinde Ümit Yılbar artık tanınan bir müzisyendi. O dönemde rock müzik Türkiye’de hâlâ yabancı bir tarz olarak görülüyordu. Ama o, bu müziğin bir özgürlük ifadesi olduğunu biliyordu. Ümit Yılbar’ın gitarında Jimi Hendrix’in cesareti, Eric Clapton’ın duygusu ve kendi kalbinin ateşi vardı. Kimi zaman sahnede gözlerini kapatır, parmakları tellerin üzerinde adeta dans ederdi. Her notasında hem isyan hem umut hem hüzün hem coşku vardı. Onu tanıyanlar, sahneye çıktığında etrafında bir enerji dalgası oluştuğunu söylerdi. Müziğini dinleyenler onun ruhunu hissederdi.

Askerlik ve Hüzünlü Son

Ancak kader, müziğe adanmış o hayatı farklı bir yola sürükledi. 1993 yılında Ümit Yılbar, vatan borcunu ödemek üzere askere gitti. Belki de aklında hâlâ yeni bir şarkının melodisi, yarım kalmış bir beste vardı. Fakat o, bu kez elinde gitar değil, silah tutmak zorundaydı.

Şırnak’ta görev yaptığı sırada bir çatışmada şehit düştü. 27 yaşında henüz hayatının baharındaydı… Sahnede çalınmamış binlerce notası, yazılmamış onlarca şarkısı vardı. 14 Mayıs 1993 tarihinde yazdığı “Bilmiyordum” adlı şiiri bir deftere karaladığı yazılar arasında bulundu. Athena grubundan Gökhan Özoğuz’un da gitar hocalığını yapan Yılbar’ın anısına, Pentagram grubu, “Trail Blazer” adlı albümlerinde yer alan “Fly Forever” adlı şarkıyı ona adamışlardır. Doğduğu ve büyüdüğü Kadıköy’de hatırasını yaşatmak adına bir sokağa ismi verilmiştir.

Onun ölümü, sadece bir askerin değil, aynı zamanda bir sanatçının sessiz vedasıydı. Rock camiası, bu kayıpla derin bir sarsıntı yaşadı. Çünkü Ümit Yılbar bir gitarist olmaktan çok öte müzikle yaşayan, müzikle düşünen, müzikle hisseden bir ruhtu.

Hatırası ve Etkisi

Bugün, Türkiye’de gitar çalan her gencin içinde bir yerlerde Ümit Yılbar’ın ruhundan bir parça vardır.
Onun bıraktığı miras, Yavuz Çetin gibi sonraki kuşak müzisyenlere de ilham olmuştur. Yılbar, yaşasaydı belki bugün Türk rock müziği bambaşka bir yerde olacaktı. Ama o, varlığıyla da yokluğuyla da bir dönemin sembolü oldu: Sessiz ama derin bir iz bırakan, müziğiyle özgürlüğü anlatan bir genç adam…

Sonsöz

Ümit Yılbar’ın hikâyesi, bir melodinin yarım kalmış hikâyesidir. Ama belki de bazı melodiler yarım kaldığı için ölümsüzdür. Onun gitarından yükselen her nota, hâlâ rüzgârda yankılanıyor; bir yerlerde bir gencin eline gitar alışında, bir şarkının sözlerinde, bir sahne ışığının altında tekrar can buluyor.

O, artık yalnızca bir müzisyen değil; Türk rock müziğinin kalbinde yaşayan bir efsane.


ATAKAN ULU sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

Ben Atakan

Felsefe, sosyoloji ve eğitim gibi alanlarda düşünüyor, araştırıyor ve yazıyorum. Bu köşe hem kişisel sorgularımı hem de kaynaklı çalışmalarımı paylaşmak için var.

Gerçeğin yerini imajların aldığı bir çağda, düşünmek bir direniş biçimidir.

646 tıklama