Günümüzde veliler, çocukları için en iyi eğitimi sağlamak amacıyla özel okullara yöneliyor. Ancak yüksek ücretlerle sunulan bu eğitimde, beklenen kalitenin her zaman yakalanamaması ve teknolojinin eğitim süreçlerine yeterince entegre edilememesi gibi sorunlar sıkça karşımıza çıkıyor. Peki, özel okullardaki eğitim kalitesizliği tam olarak ne anlama geliyor ve teknoloji bu denklemde nerede duruyor?
Özel Okullarda Görülen Eğitim Kalitesizliği Belirtileri
Özel okulların temel vaadi, devlet okullarına kıyasla daha nitelikli bir eğitim sunmaktır. Ne yazık ki, bazı özel okullarda bu vaatler yerine getirilememektedir. Karşılaşılan başlıca sorunlar şunlardır:
Öğretmen Kadrosunun Niteliksizliği veya Motivasyonsuzluğu: Yüksek maaşlarla dahi olsa, bazı okullar yeterince deneyimli veya alanında uzman öğretmenleri bünyelerine katmazlar. -Gerçi “nerede yüksek maaş veriyorlar?” diye de soruyorum kendi kendime bunları yazarken, en azından benim bulunduğum muhitlerde yok. Düşük maaşla öğretmen çalıştırıp bir de öğretmenden çok şey bekliyorlar ya neyse.- Ayrıca öğretmenlerin sürekli mesleki gelişimlerinin desteklenmemesi de kalitenin düşmesine neden olmaktadır.
Müfredatın Yetersizliği veya Esnek Olmayışı: Bazı özel okullar, öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına cevap veremeyen, ezbere dayalı ve yenilikçi olmayan bir müfredat uygulamaktadır. Bu durum, öğrencilerin düşünme becerilerini geliştirmelerini engeller.
Sınav Odaklılık: Özellikle ulusal sınavlara hazırlık odaklı çalışan okullar, öğrencilerin çok yönlü gelişimini göz ardı etmektedir. Bu durum, öğrencilerin yalnızca akademik başarıya odaklanmasına, sosyal ve kişisel gelişimlerinin geri planda kalmasına yol açar.
Fiziki İmkanların Yetersiz Kullanımı: Modern binalar ve gösterişli spor salonları olsa da bu imkânların ders dışı etkinliklerde veya yaratıcı projelerde yeterince kullanılmaması da bir kalitesizlik göstergesidir.
Rehberlik Hizmetlerinin Zayıflığı: Öğrencilerin akademik ve kişisel gelişimlerinde önemli rol oynayan rehberlik hizmetlerinin yetersizliği, öğrencilerin potansiyellerini tam olarak keşfetmelerini engellemektedir. (Felsefe öğretmenlerinin rehber öğretmeni olarak gösterilmesini da bir sonraki yazımda ele alacağım.)

Teknolojinin Eğitim Süreçlerine Entegre Edilememesi
Günümüz dünyasında teknolojinin eğitimden ayrı düşünülmesi mümkün değil. Ancak birçok özel okulda teknoloji ya hiç kullanılmıyor ya da sadece göstermelik olarak varlığını sürdürüyor.
Bazı okullar, öğrencilerin ve öğretmenlerin ihtiyaçlarını karşılayamayacak eski bilgisayar ve ağ sistemlerine sahip. Bu durum, interaktif ders materyallerinin kullanımını veya online araştırma yapmayı zorlaştırıyor.
Öğretmenlerin ise teknolojiyi etkin kullanma becerilerinin yetersiz olması, interaktif beyaz tahtalar, tabletler veya eğitim yazılımları gibi araçların potansiyelinin tam olarak değerlendirilememesine yol açıyor.
Ders kitaplarının hâlâ tek kaynak olarak kullanılması, öğrencilerin farklı öğrenme stillerine hitap eden dijital materyallerden mahrum kalmasına neden olmaktadır.
Pandemi döneminde önemi bir kez daha anlaşılan uzaktan eğitim altyapısının eksikliği, beklenmedik durumlarda eğitimin aksamasına sebep oluyor.
Öğrenci performansını izleme, kişiselleştirilmiş öğrenme yolları oluşturma ve eğitim süreçlerini optimize etmede büyük potansiyele sahip yapay zekâ ve veri analitiği araçları, çoğu özel okulda henüz kullanılmıyor. (Ki ben kurslarda bile gördüm bu sistemi)
Çözüm Önerileri: Kaliteli Eğitim ve Teknoloji Entegrasyonu İçin Neler Yapılabilir?
Özel okulların bu sorunların üstesinden gelmesi ve velilerin beklentilerini karşılaması için atılması gereken adımlar şunlardır:
Nitelikli Öğretmen Kadrosu ve Sürekli Mesleki Gelişim: Öğretmen seçiminde titiz davranılmalı ve öğretmenlere düzenli olarak teknoloji kullanımı ve yenilikçi pedagojiler konularında eğitimler verilmelidir.
Esnek ve Çağdaş Müfredat Geliştirme: Öğrencilerin ilgi alanlarına ve bireysel ihtiyaçlarına göre şekillenebilen, düşünme becerilerini geliştiren bir müfredat tasarlanmalıdır.
Teknolojiye Dayalı Öğrenme Ortamları Oluşturma: Okullar, güncel teknolojik altyapıya yatırım yapmalı, akıllı tahtalar, tabletler, sanal gerçeklik (VR) ve artırılmış gerçeklik (AR) uygulamaları gibi araçları derslere entegre etmelidir.
Öğrenci Odaklı Yaklaşım ve Bireyselleştirilmiş Öğrenme: Teknolojinin imkânlarından faydalanarak her öğrencinin kendi hızında ve ilgi alanına göre ilerleyebileceği kişiselleştirilmiş öğrenme yolları oluşturulmalıdır.
Velilerle Şeffaf İletişim: Okullar, eğitim kalitesi ve teknoloji entegrasyonu konularında velilere düzenli bilgi vermeli ve geri bildirimlerini dikkate almalıdır.
Özel okullar, yüksek ücretler almakla kalmayıp, öğrencilerine gerçekten nitelikli bir eğitim sunma sorumluluğunu taşımalıdır. Bu da ancak çağdaş yaklaşımları benimseyerek, öğretmen kadrosunu güçlendirerek ve teknolojiyi eğitimin ayrılmaz bir parçası haline getirerek mümkün olacaktır. Unutulmamalıdır ki, geleceğin bireylerini yetiştiren kurumlar olarak özel okulların hem eğitim kalitesi hem de teknoloji kullanımı konusunda örnek teşkil etmesi büyük önem taşımaktadır.


Yorum bırakın