Herkes Eleştirmen mi Oldu? Çevrim İçi Platformlardaki Film Yorumlarının Acı Gerçeği

Günümüzde bir film izledikten sonra hemen telefonlarımıza sarılıp IMDb, Beyazperde, Sinemalar.com gibi platformlarda veya Google Yorumlar‘da düşüncelerimizi paylaşma ihtiyacı hissediyoruz. Peki, bu yorumlar gerçekten birer eleştiri mi, yoksa “herkes eleştirmen kesildi” dedirten manasız kelime yığınları mı?

Sosyal medya ve dijital platformlar sayesinde herkesin sesini duyurabildiği bir çağdayız. Bu durum, film dünyasında da kendini gösteriyor. Daha önce sadece sinema yazarlarının ve eleştirmenlerin tekelinde olan film yorumları, artık sıradan izleyicilerin de uğraştığı bir alan haline geldi. Ancak bu durumun olumlu olduğu kadar olumsuz yanları da var.

Nerede O Eski Film Eleştirileri?

Bir zamanlar usta kalemlerden okuduğumuz, filmin ruhuna inen, kamera açılarını, oyunculuk performanslarını, senaryo örgüsünü derinlemesine inceleyen eleştiriler vardı. Bu eleştiriler, filmi izlemeden önce bize bir ön fikir verir, izledikten sonra ise farklı bakış açıları sunarak deneyimimizi zenginleştirirdi. Şimdi ise çoğu zaman “Çok iyiydi, izleyin!”, “Beş para etmezdi, zaman kaybı!”, “Süper olmuş abi!” gibi cümlelerle karşılaşıyoruz. Bu yorumlar ne filmi anlamamıza yardımcı oluyor ne de bir değer katıyor.

“Eleştirmen” Sanmak ve Yorum Terörü

Maalesef birçok kullanıcı, yorum yapma platformlarını kişisel tatminsizliklerini veya önyargılarını dile getirdikleri birer kürsüye dönüştürüyor. Kimi zaman bir filmi sırf popüler olduğu için göklere çıkaranlar, kimi zaman da sadece kendi zevklerine uymadığı için yerden yere vuranları görüyoruz. Üstelik bu yorumlar, çoğu zaman filmle ilgili teknik veya sanatsal hiçbir bilgi içermiyor; sadece kişisel hislerin yüzeysel bir ifadesi olarak kalıyor.

Bu durum, hem filmi gerçekten merak edenleri yanıltabiliyor hem de emek harcanmış bir esere haksızlık yapılmasına neden olabiliyor. Bir filmin değeri, “Çok sıkıcıydı” demekle anlaşılamaz. Bir filmle ilgili gerçekten yapıcı bir eleştiri yapmak istiyorsak, en azından birkaç temel prensibi göz önünde bulundurmalıyız:

Objektiflik: Kişisel zevklerimizi bir kenara bırakıp filmi genel çerçevede değerlendirmeye çalışmak.

Kanıtlara Dayandırma: “Kötüydü” demek yerine, neden kötü olduğunu örneklerle açıklamak.

Saygı: Filmin yapımcılarına, yönetmenine ve oyuncularına karşı saygılı bir dil kullanmak.

Ne Yapmalı?

Elbette herkesin film izleme deneyimini paylaşma hakkı var. Ancak önemli olan, bu paylaşımların anlamlı ve faydalı olması. Bir film hakkında yorum yaparken, kendimize şu soruları sormalıyız:

Bu yorumum, filmi izlemeyi düşünen birine ne katacak?

Film hakkında objektif bir bakış açısı sunabiliyor muyum?

Yorumum, filmin sanatına veya içeriğine haksızlık ediyor mu?

Artık internet ortamındaki her kelime bir iz bırakıyor. “Eleştirmen” kisvesi altında yapılan anlamsız yorumlar yerine, gerçekten değerli ve bilgilendirici içerikler üretmek hem kendimize hem de diğer sinemaseverlere karşı sorumluluğumuzdur. Belki de artık çevrim içi film yorumu kültürünü yeniden sorgulamanın ve daha bilinçli bir yaklaşıma geçmenin zamanı gelmiştir.


ATAKAN ULU sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

Ben Atakan

Felsefe, sosyoloji ve eğitim gibi alanlarda düşünüyor, araştırıyor ve yazıyorum. Bu köşe hem kişisel sorgularımı hem de kaynaklı çalışmalarımı paylaşmak için var.

Gerçeğin yerini imajların aldığı bir çağda, düşünmek bir direniş biçimidir.

646 tıklama