Koçluk ve Danışmanlık Salgını: Diplomasız Uzmanlıklar ve Para Tuzağı Haline Gelen Bir Sektörün Anatomisi

Son yıllarda adeta bir çığ gibi büyüyen koçluk ve danışmanlık sektörü, bireysel gelişimden kurumsal dönüşüme, ilişkilerden kariyere kadar hayatın her alanına nüfuz etmiş durumda. Bir zamanlar belirli uzmanlık alanlarıyla sınırlı olan danışmanlık hizmetleri, bugün yaşam koçluğundan nefes koçluğuna, ilişki danışmanlığından uyku koçluğuna kadar akla gelebilecek her konuda sertifikalı “uzmanlar” yetiştiriyor. Ancak bu hızlı ve denetimsiz büyüme, beraberinde ciddi sorunları ve tartışmaları getiriyor.

Sertifika Çılgınlığı ve Bilimsel Temelden Yoksun “Uzmanlık” İddiaları

Günümüzde birçok koçluk ve danışmanlık programı, kısa süreli, yoğunlaştırılmış eğitimlerle kişilere belirli sertifikalar kazandırmayı vadediyor. Bu sertifikalar, kişilerin herhangi bir lisans eğitimi almadan, yıllarca süren akademik ve pratik deneyimden geçmeden kendilerini bir alanda “uzman” ilan etmelerinin önünü açıyor. Örneğin, insan psikolojisi gibi derin ve karmaşık bir alanda çalışmak için psikoloji lisans eğitimi, yüksek lisans ve süpervizyon süreçlerinden geçmek gerekirken, birkaç hafta sonu eğitimle “yaşam koçu” olup kişisel gelişim “danışmanlığı” yapmak, ciddi etik ve mesleki riskleri beraberinde getiriyor.

Bu durum, özellikle üniversite mezunlarının iş bulma kaygısıyla bu sertifikalara yönelmesiyle daha da vahim bir hal alıyor. Lisans eğitimini tamamlamış, alanında donanımlı olması beklenen gençler, piyasanın “hızlı uzmanlık” talebine yenik düşerek, zaten sahip oldukları diplomanın ötesinde bu tür sertifikaları edinmek zorunda hissediyorlar. Bu durum, nitelikli eğitim almış gençlerin istihdam sorununu çözmek bir yana, adeta bir sertifika enflasyonu yaratarak piyasayı daha da doygun hale getiriyor.

Para Tuzağına Dönüşen Eğitimler ve Sömürücü Bir Sistem

Eleştirinin odak noktalarından biri de bu sertifika programlarının fahiş ücretleridir. Yüksek bedellerle satılan bu eğitimler, sertifikayı veren kurumlar için ciddi bir gelir kapısı haline gelmiş durumda. Eğitimi alan kişiler ise, bu yatırımı “danışan” bularak geri kazanma motivasyonuyla hareket ediyor. Ne yazık ki, sektördeki denetimsizlik ve bilgi kirliliği, bu kısır döngüyü besliyor.

“Herkes parasını verip de sertifikasını aldığında ve o işte uzman (!) olduğunu düşünürse kim kime danışan olacak?” sorusu, aslında bu sistemin temel açmazını özetliyor. Nitelik ve uzmanlık yerine, parayla elde edilen bir belgenin öne çıktığı bu düzende, gerçek anlamda yardıma ihtiyacı olan bireylerin doğru ve etik hizmete ulaşması giderek zorlaşıyor. Bu durum, hizmet alanlar için bir para tuzağına dönüşürken, sertifika sağlayıcıları ve etik dışı çalışan “koçlar” için kazanç kapısı olmaya devam ediyor.

İstihdam Sorunu, Açıköğretim Mezunları ve Nitelikli Gençlerin Önü Kapanması

Türkiye’deki işsizlik sorunu ve özellikle üniversite mezunlarının istihdam güçlüğü, bu koçluk furyasının nedenlerinden biri olarak görülebilir. Yıllarca üniversite okumuş, belli bir alanda uzmanlaşmış gençlerin, mezun olduktan sonra alanlarıyla ilgili iş bulmakta zorlanması, onları alternatif yollara itiyor. Bu alternatif yollardan biri de kısa sürede sertifika alıp “kendine iş yaratma” yanılgısı oluyor.

Dahası, bu durum açıköğretim bölümlerinden mezun olanların da bu sertifikalarla kendilerine bir alan yaratma çabasına girmesiyle daha da karmaşıklaşıyor. Örgün eğitimden mezun olan ve yıllarca nitelikli bir eğitim alan gençlerin, sadece bir sertifika ile donatılmış kişiler tarafından kendi alanlarında önlerinin kapatılması, eğitim sistemimizin ve istihdam politikalarımızın sorgulanması gerektiğini gösteriyor. Nitelikli, donanımlı ve akademik geçmişi olan gençlerin, sertifikalı “uzmanlar” ordusu karşısında rekabet etmek zorunda kalması hem mesleki deformasyona yol açıyor hem de kalifiye iş gücünün doğru alanlarda istihdam edilmesini engelliyor.

Denetimsizlik ve Mesleki Deformasyon: Gelecek Ne Getirecek?

Koçluk ve danışmanlık sektöründeki en büyük sorunlardan biri de denetimsizliğin olmasıdır. Bu alanda hizmet verenlerin mesleki yeterlilikleri, etik kurallara uyup uymadıkları ve danışanlarına gerçekten faydalı olup olmadıkları konusunda ciddi bir mekanizma bulunmuyor. Bu boşluk, suistimallere ve mağduriyetlere davetiye çıkarıyor.

Sonuç olarak, koçluk ve danışmanlık sektörünün mevcut durumu, ciddi bir eleştiri ve yeniden yapılanma ihtiyacını ortaya koyuyor. Sertifika çılgınlığı, para odaklı yaklaşımlar ve denetimsizlik, bu alanı bir “para tuzağına” ve diplomasız uzmanların cirit attığı bir sahaya çevirmiş durumda. Nitelikli insan kaynağının doğru alanlarda istihdam edilmesi, mesleki etik kuralların belirlenmesi ve bu tür hizmetlerin denetlenmesi hem sektörün itibarını korumak hem de gerçek anlamda yardıma ihtiyacı olan bireylere doğru desteğin ulaşmasını sağlamak için elzemdir. Aksi takdirde, “kim kime danışan olacak?” sorusu, bu sektörün anlamsızlığını ve çöküşünü daha da gözler önüne serecektir.


ATAKAN ULU sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

Ben Atakan

Felsefe, sosyoloji ve eğitim gibi alanlarda düşünüyor, araştırıyor ve yazıyorum. Bu köşe hem kişisel sorgularımı hem de kaynaklı çalışmalarımı paylaşmak için var.

Gerçeğin yerini imajların aldığı bir çağda, düşünmek bir direniş biçimidir.

646 tıklama