Nikbinler – Eylülzede: Uşşak Makamı ve Ezanlar

25 Eylül 2025’te yayımlanan “Nikbinler – Eylülzede | 70s Psychedelic Anatolian Rock”, hem nostaljik hem de derin anlamlar barındıran bir eser olarak dikkat çekti. Şarkının açıklamasında, “Eylülzede, 2014 yılında Serkan Selay tarafından yazılmış ve Uşşak makamında bestelenmiştir.” ifadesi yer alıyor. Bu yazıda hem Uşşak makamını tanıyacak hem de ezanlarda kullanılan makamlarla bağlantısını inceleyeceğiz.

Uşşak Makamı Nedir?

Uşşak makamı, Türk müziği makamları arasında duygusal derinliği ve coşkulu yapısıyla öne çıkar. TDV İslam Ansiklopedisi’ne göre Uşşak, “dinî ve coşkulu duygular uyandıran ağır başlı bir makamdır.” Makamın bazı temel özellikleri şunlardır:

  • Temel durağı: Dügâh perdesidir.
  • Dizisi: Dügâh, segâh, çârgâh, nevâ, hüseynî, acem, gerdâniye ve muhayyer perdelerinden oluşur.
  • Karakteri: Çıkıcı seyirli, duygusal ve derindir.
  • Öne çıkan perde: Segâh perdesidir; bu perde Uşşak makamına kendine has bir “tat” verir.
  • Etki alanı: Hüzün, içsel dinginlik ve manevî yoğunluk hissi uyandırır.

Bu makam hem tasavvuf müziği hem de halk ezgileri içinde sıkça karşımıza çıkar. Dolayısıyla “Eylülzede” gibi Anadolu rock etkili eserlerde kullanılması, geçmiş ile bugünü buluşturan anlamlı bir tercihtir.

Ezanlarda Makam Kullanımı: Müziğin Manevî Boyutu

İslam kültüründe ezan yalnızca bir çağrı değil, aynı zamanda bir makam estetiği taşıyan müzikal ifadedir. Her vakit ezanı, farklı bir makamla okunur. Bu tercih hem günün ruhuna hem de ezanın içeriğine uygun duygusal bir atmosfer yaratmak içindir.

Yatsı Ezanı ve Uşşak Makamı

Türkiye’de yatsı ezanı genellikle Uşşak makamı ile okunur. Kaynaklarda bu durum şöyle geçer:

“Yatsı ezanı genellikle Uşşak veya Hicaz makamlarında, nadiren Rast makamında okunur.”

Yatsı vaktinin sessizliği sadece günün değil, insanın da kendi içine çekildiği bir zamandır. Gün boyunca dış dünyaya yönelen bilinç, bu vakitte içe döner; hesaplaşma, tefekkür ve teslimiyet başlar. Uşşak makamı ise bu içe dönüş hâlinin ses karşılığı gibidir.

İslâm geleneğinde “akşamdan sonra gelen sükûnet”, insanın dünyadan biraz daha arınıp ruhuna yaklaşma anıdır. Uşşak makamının ağırbaşlı, derin ve dingin yapısı bu tecrübeyi adeta sesle şekillendirir. Bu yüzden Uşşak, bir müzik makamı olmaktan ziyade tefekkürün ve teslimiyetin makamıdır.

Yatsı ezanı, Uşşak makamında okunduğunda sanki insanı sessiz bir muhasebeye çağırır: Günün gürültüsü diner, benlik susar, ruh konuşur… Bu makam hem günün kapanışına hem de manevî yoğunluğa uygun bir ses atmosferi sunarken, dinleyene “her bitişte bir arınma vardır” mesajını da fısıldar.

Diğer Ezan Makamları

Ezan makamları, vakitlere göre şu şekilde sıralanır:

VakitKullanılan MakamlarDuygusal Etkisi
SabahSabâHuzurlu, seher vaktine uygun, uyandırıcı bir ton.
ÖğleUşşak veya RastDingin, dengeli ve açık tınılı bir ifade.
İkindiHicazGünün sonuna yaklaşan huzur ve düşünceli hava.
AkşamSegâhGün batımının hüznü ve teslimiyet duygusu.
YatsıUşşak veya HicazGünün kapanışı, içsel sükûnet ve manevî derinlik.

Bu makam çeşitliliği, ezanların namaza ve dine bir çağrı olmasının yanında aynı zamanda duygusal bir yolculuk olduğunu gösterir.

Makamın Dili, Müziğin Ruhu: Uşşak Makamının “Eylülzede” Şarkısındaki Anlamı

Nikbinler’in “Eylülzede” adlı eseri, Uşşak makamının duygusal yoğunluğunu modern bir tarzla buluşturuyor. Makamın doğal hüznü, “Eylül” kelimesinin sonbaharı simgeleyen melankolik havasıyla birleşince, ortaya hem aşk hem de toplumsal duyarlılık barındıran güçlü bir ifade çıkıyor. “Eylülzede”yi Uşşak makamında duymak, bizi hem Anadolu’nun kadim müzik geleneğine hem de günümüz müzikal yeniliklerine bağlıyor. Ezanlarda kullanılan makamlarla benzer bir duygusal temele sahip olan Uşşak, insanın iç dünyasına dokunan nadir melodik yapılardan biridir. Bu yönüyle eser, geçmişin sesiyle bugünün duygusunu buluşturan bir kültürel miras niteliği taşırken, derin bir ruh hali ve kültürel bir köprü olarak da karşımıza çıkmaktadır.


ATAKAN ULU sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

Ben Atakan

Felsefe, sosyoloji ve eğitim gibi alanlarda düşünüyor, araştırıyor ve yazıyorum. Bu köşe hem kişisel sorgularımı hem de kaynaklı çalışmalarımı paylaşmak için var.

Gerçeğin yerini imajların aldığı bir çağda, düşünmek bir direniş biçimidir.

647 tıklama