Bir zamanlar doğaçlama olan her şeye bayılırdım; hayatımın merkezinde tamamen doğallık vardı. Spontane gelişen olaylar, plansız “hadi kalk gidelim!” davetleriyle başlayan o belirsiz ama bir o kadar da heyecan verici serüvenler… Bunlar benim için paha biçilmezdi. İlk sarılışın sıcaklığı, ilk öpücüğün getirdiği o masumiyet ve ilk tanışıklığın verdiği o tanımsız sıcaklık… Tüm bunlar bir zamanlar beni içtenlikle mutlu eden, ruhumu besleyen şeylerdi. Hayatı, akışına bırakmanın getirdiği o tarifsiz huzuru ve neşeyi doruklarda yaşardım.
Ancak zamanla, bu saf ve spontane yaşama biçimi yerini başka bir duruma bıraktı. Şimdilerde doğallığın yanında bir de kontrolcülük baş gösterdi hayatımda. Artık sonucunu bildiğim, adımlarını önceden hesaplayabildiğim şeyleri seviyorum. Önceden beni cezbeden o doğaçlama ve belirsiz anlar, şimdi içimde bir korku uyandırıyor. Riskli işlerden ve bilinmeyene doğru atılan adımlardan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyorum. Hayatımda meydana gelen bu değişim, beni derinden etkiliyor ve eski halimle aramda bir mesafe yaratıyor.

Yine eskisi gibi o spontane ve doğal insan olmak istesem de, artık olmuyor. Bunun en temel sebebi, hiçbir şeye ve kimseye tam anlamıyla güvenemiyor olmam. Bu güvensizlik hissi, beni adeta kendi kabuğuma çekilmeye zorluyor. Dışarıdaki dünya ne kadar davetkar olursa olsun, içsel korkularım beni kendi sınırlarımın dışına çıkmaktan alıkoyuyor. Bu durum, günlük yaşantımdan geleceğe yönelik planlarıma kadar her alanda beni etkiliyor.
Sanırım asıl sorun, konfor alanımdan dışarı çıkmakta zorlanmam. Çünkü bu alan, bana tanıdık ve güvenli geliyor. Bilmediğim sularda yüzmek yerine, ayaklarımın yere sağlam bastığı, her şeyin benim kontrolüm altında olduğu bir ortamı tercih ediyorum. Ne zaman konfor alanımın dışına çıkma düşüncesi belirse, içimdeki o kontrolcülük ve güven arayışı hemen devreye giriyor. Olası tüm senaryoları düşünmeden, kendimi tam olarak rahat hissedemiyorum.
Bu durum, hayatımda önemli bir dönüm noktasını işaret ediyor. Eski ben ile şimdiki ben arasında gidip gelen, bir türlü dengeyi bulamayan bir ruh halindeyim. Doğallığı yeniden keşfetmek istesem de kontrol etme ihtiyacım beni engelliyor. Belki de bu iki zıt kavram arasında bir denge bulmak, güven duygumu yeniden inşa etmek ve küçük adımlarla konfor alanımdan çıkarak hayatın bilinmeyen yönlerine tekrar cesaret edebilmek, ihtiyacım olan şeydir.


Yorum bırakın